Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Masonluk ve hedefleri
Mason
2021-02-15 00:00

Masonluk ve hedefleri
Kim mason kim değil bilmek güç
Kemal Özer  25 Şubat 2020 Yeni Şafak
 
Masonluk dindir merasimleri ayin
 
• 2) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin (B) fıkrası şöyledir: “Din, mezhep ve tarikat esaslarına dayanan derneklerin kurulması yasaktır.” Mason Derneği’nin kendi gizli kitaplarında ve toplantılarında aldıkları karar ve beyan ettikleri nutuklarına göre masonluk bir dindir ve bir tarikattır. Masonların mecmuası olan Akasya’nın 860’ıncı sayfasında “mason müsellesi dinin yerini, mason locaları mabetlerin yerini tutacaktır” yazılıdır.
• 33 dereceli Musevi Sehami kardeşin kardeşlerine yayınladığı üstat kitabının 15’inci sayfasında “Masonluk bir dindir, mahfillerinin adı mabettir, merasimlerinin adı âyindir” diyor. Türkiye maşrıkı âzami kavanini esasiye kitabının birinci babında dördüncü sayfasında tarikatın teşekkülünden, 7’nci sayfasında tarikatın cetvellerinden, 10’uncu maddesinde tarikatta vuku bulan taahhütlerden, 25’inci maddesinde tarikatın idaresinden, 34’ncü maddesinde tarikatın masraflarından bahseder ki; bu kelimelerle bu derneğin tarikat mahiyetini taşıdığı kendi kitaplariyle sabittir. Şüpheye de mahal bırakmamaktadır.
• 3) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin (D) fıkrası şöyle demektedir: “Gizli tutulan, gayesini saklayan dernekler kurulması yasaktır.” Bu dernek hükümete verdiği beyannamede esas gayesini saklamıştır. Dünyada hür mason imparatorluğunu kurmak, milliyeti ne olursa olsun mason kardeşliğini kabul ve taahhüt etmek, mason olmayanlara ‘haricî’ ismini vermek, onlara yardım etmemek, dinsiz bir dünya cumhuriyeti kurmak olduğuna göre, bu derneğin esas maksatları gizlenmiş sayılmaz mı?
Masonların hedefi milletleri dinsizleştirmek
 
Masonluğun başlıca siyasi rolü, kendi yayınlarında açıkça ‘dinle mücadele’ olarak tanımlanıyor. DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, 1951 tarihli Meclis konuşmasında, bir mason yayınından şu cümleleri aktarıyor: Her mason, lâikliğin bir misyoneridir. Masonlar çocuklarını dinden uzak tutmalılar.
 
Gazi Yiğitbaşı
Yahudi faşizmi olarak bilinen Siyonizm’in hizmetkârı olan masonlar, dünyanın ve Türkiye’nin en tehlikeli cemaati olma özelliğini dün olduğu gibi bugün de sürdürüyor. AK Parti iktidarı ile kısmen daha sessiz ve derinden yürütülen faaliyetlerin, 31 Mart seçimleri sonrasında yeniden görünür kılındığı dikkatlerden kaçmıyor.
İskoç mason ritinin çürük ipine sıkı sıkıya bağlı olan yerli ama gayri millî masonlarla ilgili olarak, DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı TBMM kürsüsünden yürekli bir şekilde haykırıyordu. “Bu mason derneğinin kökü dışarıda ve İskoçya’dadır” diyen Yiğitbaşı, Mason Mustafa Saffet’in dokuzuncu dereceye yükseltilmesi ile ilgili belgeyi gösterip okuyarak, Yeni Şafak’ın yayınlarında da olduğu üzere masonları telaşlandırıyordu.
“Hedefimiz Allah’sız ve dinsiz bir hükümet kurmaktır. Hakiki insanlığa giden tek yol dinsizlik ve imansızlıktır” diyen Fransız mason Franklen’in rezilâne sözlerinin “Allah’sızlık dünya kahramanlarının ve beşeriyetin en şartlı unvanlarındandır. Dünyayı düzeltmek için kökleri unutanlarla, insanı düşünerek Allah’ı unutanlar var olsunlar” şeklindeki şeytanî sözlerini de haykırmıştı Yiğitbaşı TBMM kürsüsünden...
“Masonluk, din ve anane aleyhinde bulunan yegâne teşkilâttır. Masonluğun siyasi rollerinden başlıcası, dinle mücadeledir” şeklindeki sefih cümleler mason dergisi Agamba’da yayınlanır. Masonların 1950 tarihli bir başka neşriyatında ise Türkiye’nin yakın tarihini özetleyecek şu cümleler yer alır: “Her mason, lâikliğin bir misyoneridir, masonlar çocuklarını dinî inanışlar ve ibadetlerden uzak tutmalılar. Bu amaçlar için medyayı olabildiğince kullanmalılar.”
 
Mason lobisi
 
KARANLIK İŞLER MERKEZİ
 
• DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, 1951 yılında Masonların gerçek yüzünü ifşa için büyük mücadelesini amansız şekilde sürdürür. TBMM kürsüsünden yaptığı ve konuşmasının bir bölümünü önceki gün neşrettiğimiz Yiğitbaşı, sözlerini şu tarihi cümlelerle sürdürür:
• “Bu dernekte, mürit, çırak, müptedi, birader, üstadı muhterem, maşrıkı âzam gibi çeşitli rütbeler, 1’den 33’e kadar dereceler, karanlıkta gizli yeminler, teslise işaret olan hurufat arasındaki üç noktalar, şifreye benzeyen harfler, anlaşmak ve tanışmak için müsamaha sırasında baş parmakla diğerinin şahadet parmağı üzerine üç darbe vurarak tanışmayı temin etmek, nüfuzlu vekil ve bakanlar, mütefekkirler ve ilim adamları vasıtasıyla devlet idaresini ele geçirip hâkimiyeti masoniyeyi tesis etmek, gizli maksatlar taşımanın delilleri sayılmaz mı? Türk’ün kanunlarında yeminleri tâyin edilmiş olduğu halde Hazreti Süleyman’ın mabedini yapan Hıram ustanın duvarcı ustalığı âlet ve edevatı olan gönye, cetvel, şakul, kürek, balta gibi alât üzerine yemin etmek, gizlilik ve ayrılık mânasını taşımaz mı?
 
 
MASONLARIN KÖKÜ İSKOÇYA’DA
 
4) Cemiyetler Kanunu’nun 10’ncu maddesinde “merkezi yurtdışında olan bir cemiyetin Türkiye’de şubesi açılamaz ve arsıulusal maksatlarla cemiyet kurulamaz” diye yazılıdır. Bu mason derneğinin kökü taşrada ve İskoçya’dadır. Derneklerin kurulması, rütbe ve derecelerin tevcih ve tasdiki merkeze aittir. Oranın muvafakati olmadıkça dernek kurulmaz. Verilen rütbe ve dereceler muteber sayılmaz. İşte delili olan şahadetnameyi okuyorum:
“Sânii Âzami Kâinat Şerefine
Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet, Terakki, Kuvvet, ittihat
İskoçya tarikatı kadime ve makbulesinin hâkim müfettişi âzamı umumiler, Türkiye ve tevabii şûrayi âlisi mıntaka-i burucun kubbe-i kevkebedarı altında 41 derece bir dakika ve 15 saniye arzı şimalinde vâki İstanbul vadisinde, İskoçya tarikatı kadime ve makbulesinin hâkim müfettişi âzamı umumiler, Türkiye ve tevabii şûrayı âlisi Iakonfort hâkim şapitirine de üstadı hafi derecesinde bulunan aziz biraderimiz Mustafa Saffet’in lakonkord şapitirjinde dokuzlar müntehibi dokuzuncu derecesine irtika ettiğini tasdik eder, yeryüzünde mevcut kadim ve cedit muhtelif derecelerdeki bilcümle hür ve muntazam masonların kendisini ol veçhile tanımalarını ve muavenet ve teshilâta mazhar kılmalarını tavsiye ve umumi masonluğa dâhil ve mer’i ve muteber olan herhangi tarika mensup masonlara mukabeleten muavenet ve teshilât göstermeyi vadeyler. İşbu şahadetname 6 Haziran 1340 tarihinde tarafımızdan ıstar ve imza ve tahtim kılınmıştır.
Hat..;. E A P. Mak. H. A. E A Es E A
G. O. R. imza T. P. S. G. C. G. M.
Mühür
İstanbul Vadisi Şûrayi Âlisi Hâkimi
Haz. . EA
Mühür
Haznedarı kebiri umumi
Görülmüş ve 385 numarasiyle kaydedilmiştir.
Mühür
O..; M II. imza Kâtibi Umumi
Derseadet vadisinde kain lokonkord H. Şa. Y
Matrikölünûn 6 Haziran 1340/1924 tarih ve 105 numarasına kaydedilmiştir.
Mühür ve imza”
Bu kati vesikaya göre, mason derneği emir ve ilhamı, Türk milletinden değil, İskoçya’daki mason maşrık-ı azamından almaktadırlar.
Bu derneğin vatan ve milliyetperverlikle alâkasının derecesini Yüksek
Meclisinizin takdirine bırakıyorum.
Yok muhterem arkadaşlar; bunlardan başka bir de milletlerin dinleri ve akideleri üzerinde bu mason derneklerinin aldıkları kararları, verdikleri hitabeleri tetkik edelim. Bendeniz kanunlarımızın fertlere bahşettiği din ve vicdan hürriyetine karışacak değilim. Hükümetimiz laiktir. Parti programlarımızda din siyasete alet edilemez. Kanunların tanziminde din rol oynamaz. Burası hepimizce malûmdur. Fakat Türk milletinin, millet olarak % 95’inin İslâm dinine mensup olması, milletvekillerimizin de aynı nispette İslâm dinini taşıdıklarından Mason derneklerinin din ve mukaddesat aleyhtarlığı ve hattâ imhası hususundaki gizli beyanlarından ve kararlarından bir parça arz edeceğim.
Bu bakımdan bu derneğin memleketimize ne kadar zararlı olduğu kendiliğinden tezahür ve tahakkuk edecektir.
Onlar için tek yol imansızlık
Fransız hatibi Franklen bir mason ictimasında “Hedefimiz Allah’sız ve dinsiz bir hükümet kurmak, hakiki insanlığa giden tek yol dinsizlik ve imansızlıktır” diyor. Başka bir farmason, insanın Allah’a galebesi, Allah’a darb ve nefret, işte terakki bundadır. Anti Pezartin isminde diğer bir farmason keza bir toplantıda ve bir eserinde: “Allah’sızlık dünya kahramanlarının ve beşeriyetin en şartlı unvanlarındandır. Dünyayı düzeltmek için kökleri unutanlarla, insanı düşünerek Allah’ı unutanlar var olsunlar” demektedir.
‘DİNLER BEŞERİN HAKİKİ DÜŞMANI’
Diğer bir farmason, bir kitabında: “Allah kelimesi hiçbir mânâ ifade etmez, dünyada birçok muammalar varken, bunlara, Allah namını taşıyan yeni bir muamma ilâvesine ne lüzum var” diyor. Büyük Loca isminde bir eserde diğer bir farmason 1922’de “Beşeriyetin hakiki düşmanı olan dinlerle tereddütsüz mücadele edeceğiz. Çevik ellerimizle ve parmaklarımızla günün birinde dinlerin kefenleri olacak kumaşı çabuk harcıyâlım, böylece dinler sayesinde telkin edilen bâtıl itikatlarla din adamlarının topyekûn imhasına muvaffak olacağız” yazmaktadır.
1911’de Belford kongresinde “Biz din düşmanıyız, bütün gayretlerimizi sarfederek dinin bütün tezahüratını mahvedeceğiz” deniliyor. 1913’te Maşriki âzam bülteninde “Biz Allah’ı artık hayat gayesi olarak tanımayacağız, biz bir gaye yarattık, o gaye, Allah değil, beşeriyettir” deniliyor. 1900’de Mason kongresinde “dindarlara ve mâbetlere galebe çalmak kâfi değildir, asıl maksadımız dini kökünden yıkmaktır” kararı alınmıştır. Başka bir masonlar toplantısında, “İlk intibalar hiçbir zaman unutulmaz, bunun için sağlam ve ilmî fikirlerle beraber olmalıdır, çocukları dinden tamamıyla kurtararak ve uzaklaştırarak yetiştirmeli ve terbiye etmelidir” kararı verilmiştir.
Din aleyhindeki yegâne teşkilat
• Agamba namındaki bir mason dergisinde, “Masonluk, din ve anane aleyhinde bulunan yegâne teşkilâttır. Masonluğun siyasi rollerinden başlıcası dinle mücadeledir, bu maksatla vicdan ve ahlâk bir tarafa bırakılarak, tedhiş kabul edilir ve vaziyet ve muhite uymak hususunda pratik olmalıdır” denilmektedir.
• Muhterem arkadaşlar, daha yeni olarak Cenubi Amerika’nın Şili Devletinde büyük mason locası genel sekreterinin bir tamiminden parçalar okumaklığıma müsaadenizi rica ederim. Tarihi 1950’dir.
• “1) Her mason kendisini lâikliğin bir misyoneri addetmelidir.
• 2) Masonlar, kendi bayan ve çocuklarına masonluğun esas prensiplerini öğretmek mecburiyetindedirler.
• 3) Farmasonlar masonluk tarafından verilecek karar üzerine kendi bayan ve çocuklarını dinî inanışlardan ve ibadetlere iştirakten uzak tutmakla mükelleftirler.
• 4) Masonlar, millî hareketleri lâiklik istikametine doğru sevk etmekle mükelleftirler.
• 5) Masonlar, halkta masonluk fikrine karşı sempatik bir muhit vücuda getirmek için basın, radyo ve -mecmualardan istifade etmekle mükelleftirler.
• Masonlar, bilhassa meşru ve gayrimeşru çocukların bir tutulması, ilk mekteplerde din derslerinin baskı altında tutulması hususunda tesirlerde bulunmakla da vazifelidirler.”
 

Masonlar Tevrat’a bağlı zararlı tarikatlardır

Kemal Özer  26 Şubat 2020 Yeni Şafak

İstiklal Savaşı gazisi ve Demokrat Parti Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, Meclis kürsüsünde masonlara karşı önemli mücadele verdi. Tevrat dini, dinsizlik veya yeni bir dine tapan bu gizli tarikatın milletin maneviyatını mahvedeceğini belirten Yiğitbaşı, “Mason Derneği’nin temiz Türk yurdunda yaşaması çok tehlikelidir” diyor.

Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, masonlara “içimizde mason arkadaşlar varsa kendilerini tanıtsınlar da millet ve bizler tanımış olsun biz de müşerref olalım” diyerek madem gizli değilseniz ortaya çıkın çağrısı yapmıştı. Konuşmasını “mason dernekleri her memlekette bir mevzu ile mi meşguldür? Yoksa milletlerin’ birliği, hâkimiyeti, maneviyatı, ahlâkı, ananesi, nizam ve intizamı hulâsa her şeyi üzerinde mi müessir olmaktadırlar” diyerek sürdüren DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, zararlı oldukları için kapatılan mason localarının, CHP yani mason İnönü tarafından açıldığını hatırlatıyordu. Mensubu olduğu DP iktidarına bu zararlı örgütün “faaliyetlerine nasıl müsaade edilecektir” diye soran Yiğitbaşı, “Partimiz ve hükümetimizin, Halk Partisinin düştüğü hataya düşmemesini temenni ederim” diyordu.

MANEVİYATI OLMAYAN BİR MİLLETTE AHLÂKSIZLIK ÇOĞALIR

“Her yerde ve herkes tarafından bir kaide-i esâsiye olarak “dinsiz bir millet yaşayamaz, maneviyatı olmayan bir millette ahlâksızlık çoğalır” düsturu kabul edildiği hâlde, biz bu derneği başıboş olarak nasıl bırakırız?” diye soran DP mebusu, “Bunun yakın mazide acı tecrübelerini ve misallerini gördük ve görmekteyiz. ‘Allah yoktur’ diye yetiştirilen bazı gençlerimizin hâli işte meydandadır. Bugün vatan ve millet istiklâli aleyhine ve düşman lehine kötü cereyanlar varsa, tahkikatla sabit olduğuna göre, maalesef Allah’sızlardan ve mâneviyatsızlardan zuhur etmektedir. Tevkif edilenler arasında Allah’a inanmış ve maneviyatına bağlanmış kimselerden tek bir kişi yoktur. Bu hal ve hareketler, “komünistliğin bu memlekete Hazreti Muhammed’in bayrağı altına girecektir” diyenleri tekzip etmektedir. Bilâkis zararlı fikir cereyanları Allah’sızlar ve dinsizlerin bayrağı altında memleketimize sokulmaktadır. Şimdi nasıl muzır fikirleri temizlemek ve takip etmek zorluğunu çekiyorsak, yarın da aynı zorluğu çekmemek için Hükümetimizin bu derneği şimdiden kapaması lâzımdır” diyerek bugün içine düşülen ahlâkî meziyet eksikliğine de dikkat çekmiştir.

OSMANLIYI PARÇALADILAR, FİLİSTİN’İ ELE GEÇİRDİLER

İsmi ile müsemma olan Yiğitbaşı sözlerini, TBMM kürsüsünden şöyle haykırmaktaydı: “Arkadaşlar! Bu derneğin ne kadar teşkilâtlı ve sinsi çalıştığına bakınız ki, şu gösterdiğim şahadetnamede umde olarak kabul edilmiş olan “hürriyet, müsavât ve uhuvvet, kuvvet, ittihat ve terakki” kelimeleri, İttihat ve Terakki fırkasına da aynen sokulmuştu. Yahudi masonların da işin içerisine karışarak Arzı Mukaddes denilen Filistin’i ele geçirmek için Abdülhamid’in hal’inde, Trablusgarp’ın elden çıkmasında, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasında siyasi büyük rol aldıkları anlaşılmaktadır. Siyasetle iştigal etmedikleri hakkındaki beyanat asılsızdır. Vatan gazetesi başyazarının bir başmakalesinde, masonların İttihat ve Terakki Fırkasında beraber çalıştıkları ve büyük yardımda bulundukları yazılmıştır. Bunun gibi dernekler siyasi olmadıklarını söylerlerken, gizli siyaset yaparak esas maksatlarını gizlediklerinin delilidir.

GİZLİ MASONLAR YÜREKLİYSENİZ ORTAYA ÇIKIN

Zamirinde fenalık taşımayan her teşekkül ve mensupları iftiharla kendilerini meydana atabilirler, içimizde mason arkadaşlar varsa kendilerini tanıtsınlar da millet ve bizler tanımış ve müşerref olalım. Nice cazip isim, nâm ve programlarla meydana çıkan cemiyetler gördük ve görmekteyiz ki, inceledikçe ve zaman geçtikçe altından çapanoğlu çıkmıştır ve çıkmaktadır. Sulhseverler Cemiyeti, İleri Gençlik Cemiyeti, Zekeriya Serteller zamanında kurulmuş olan İnsan Hakları Koruma Cemiyeti ve saire gibi.

MASONLAR ZARARLI TARİKATLARDIR

Arkadaşlar! İslâm diniyle ilgili olan tarikatlar zararlı görüldüğünden dolayı nasıl kapatılmış ise, 2 bin senelik Tevrat dinine veya dinsizliğe yahut da yeni bir dine tapan, gizli bir tarikat mahiyeti taşıyan, dindar milletimizin zamanla maneviyatını mahvedecek olan, yukardan beri türlü zararları yüksek huzurunuzda arz edilen mason derneğinin şu saf ve temiz Türk yurdunda yaşaması çok tehlikelidir. 100 - 150 ve daha evvelki senelerdeki dinî, ahlâkî salâbetimizle ve hamiyetimizle, bugünkü durumumuzu ölçersek arada çok fark görürüz. Sebebi, sonradan aramıza sokulan bunun gibi dernek, kanaat ve fikirlerin yaptığı yıkıcı tesirlerdir. Gaye, memleket ve milletimize hüsnü hizmet ise fakir milletimizin kalkınması için yapılacak çok işler, tedavi edilecek sayısız dertleri vardır. Bu dertlerin devası; kökü dışarda olan beynelmilelci gizli derneklerin Atatürk’ün ölümünden sonra ihyasıyla değil, bilâkis kökü içerimizde olan Türk milleti ve Türk köylüsü efendimiz vardır. Onlarla kardeşlik tesis edelim, dert ortaklığı yapalım.

Türk yurdunda Mason Derneği kuran sayın doktor ve arkadaşları beşeriyete hizmet için dünya çapında çalışmak zahmetine katlanmasınlar, gelsinler de şu yakın Ankara Numune Hastanesinde bir yatakta çifte çifte yatan, rahatsızlıktan usanıp kaçan, yer ve yatak bulamadığından açıkta bekleyen zavallı Türk hastalarının, veremlilerinin dertlerine çâre arayıp, kardeşlik ve yardım elini uzatsın da, biz de onları hürmetle karşılayalım. Son sitem olarak, öteden beri millet nazarında zararlı ve dinsiz tanınmış olan bir cemiyetin kapatılmasını ve böyle bir cemiyete birçok Demokrat milletvekillerinin girmiş veya girmek için müracaat etmiş olarak gösteren, asılsız haberler neşreden, Türk milleti nazarında partimizin ve Hükümetimizin kıymetini düşürmek amacını güden muhabir hakkında takibat yapılmasını içişleri Bakanından rica ederim. Mâruzâtım bundan ibarettir. Saygı ile selâmlarım.”

Ahlaksızlığı temsil eder

2013 yılında zehirlenerek kanser yapılıp öldürülen Aytunç Altındal, Gerçek Hayat dergisine 2007’de verdiği mülakatında, “Biliyorsunuz Masonların bir lafı var. ‘Din adamları bizim kadar ahlaklı değildir. Gerçek ahlakı biz temsil ederiz’ diyorlar. Ben yıllardır Masonların aslında ahlaksızlığı temsil ettiklerini söylüyordum. Son örnek bu oldu. Yıllardır söylüyoruz, ahlakmış, toleransmış, hoşgörüymüş, cart curtmuş, dinlere açıklarmış, hepsi palavra. İşte gördük” diyerek tepkisini dile getirmişti.

HERKES MASON OLAMAZ

Terör örgütü FETÖ liderinin de mensup olduğu Türkiye’nin karanlık cemaati masonlara kimlerin üye olabileceği sorusuna Altındal şu cevabı vermiş: “Onlar karar verir. Kendi aralarında şu müsteşarı Mason yapalım derler. O da bilir zaten müsteşarlığa geldiği zaman teklifler geleceğini. Yani Masonluğa açık olduğunu anlarlar evvela. Bir iki yoklama yaparlar. Ailesine bakarlar. Dönme varsa, kişinin ailesinde mesela Ermeni, Rum veya Yahudi varsa işler kolaylaşır. Yoksa yine de alırlar ama biraz daha zor olur.”

Kaldı ki, Türk İstihbarat Teşkilatı MAH’ın 1960’daki “Masonluk Tehlikesi” adlı raporundaki “Tahsilli, kültürlü, nüfuzlu yani bir kelime ile cemiyetlerin kalburüstü şahsiyetleridir. Hele bunlar bir de dönme olurlarsa idealdir. Kültürlü insanları aldatan, parlak sözleri, fakat ne yazık ki bu ifadeler yalnız bir maskeden ibarettir” ifadeler Altındal’ı yarım asır evvel doğruluyordu.

BUNCA PARANIN KAYNAĞI NE?

‘Masonluk insana ne gibi çıkarlar sağlıyor’ suâline, Aytunç Altındal “Bu loca 7 milyon doları nasıl topluyor? Verilen aidatlar belli. Bu aidatlarla 7 milyon dolar toplanır mı? Savcının esas bunları soruşturması lazım. Bir locasınız. Elinizde 7 milyon dolar varmış. Bu 7 milyon dolar belki de 50 milyon dolardır. Kim bilir? Sonra bu para, bir yerlere rüşvet olarak veriliyor mu acaba? Ya da bazı köşe yazarlarına AB üyeliğini, dinler arası diyalogu destekleyin diye para veriliyor mu acaba? Bunlar da soru işareti. Locaların basınla, belli merkezlerle çok yakın ilişkileri var. Birilerine ‘şu adam sizin gazetede köşe yazarı olsun, maaşını biz öderiz’ deniyor mu acaba?” sorularıyla cevap vermiş.

“Bu suiistimal bir dernekte olmuş” sorusuna ise Altındal, masonlarla ilgili tereddütleri izale edecek şu cevabı veriyor: “Az önce söyledim ‘Kelebek Sevenler Derneği’ veya ‘Kertenkele Sevenler Derneği’ olsa devlet bütün gücüyle üstüne gider. Basılır. Derneğe 550 tane rambo polis girer. Evraklar varsa bulurlar, o yetmezse başka şeyler de bulurlar. Fakat Masonların 7 milyon dolarlık bir loca davası var. Bizzat kendileri söylüyorlar bunu. Buna rağmen Cumhuriyet Savcıları oturdukları yerden seyrediyorlar.” ‘Savcıların çekindiği birileri mi var’ sorusuna ise “Heh! Heh! Heh! İşte işin aslına geliyorsun. Güçleri var mı, yok mu görüyorsun. Adam Genelkurmay Başkanlığı’na Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında iddianame yazıyor. Bir Mason locası hakkında takibata geçemiyor. Gücü var mı, yok mu bu Masonların?” diyordu.

Tek dünya tek din hedefi

  • Milli Güvenlik Kurulu 1. Hukuk Müşaviri ve başdanışmanı Mustafa Ağaoğlu’nun mason olduğunu gizlemeyenlerden olduğunu dile getiren Aytunç Altındal, “Türkiye'de 'Kelebek Sevenler Derneği' kursanız, orada bir suiistimal olsa derhal Cumhuriyet Savcıları el koyar. Sokakta kestane satan adama "Gel buraya, sen vergini verdin mi" diyor bu devlet. Burada bedeli 7 milyon dolar olduğu öne sürülen bir suiistimal var. Cumhuriyet Savcıları niye üstüne gitmiyor, belli değil” diyerek bu tehlikeli cemaatin gücüne dikkatleri çekmişti.

SON ÖRNEK EUROVİSİON’DA YAŞANDI

  • Masonların bir başka yüzünü ifşa eden Aytunç Altındal, Masonların ahlâksızlığı temsil ettiklerini söylüyor. Yerli ve yabancı pek çok filmde kabalist sembollerini gördüğümüz masonların tek dünya devleti ve tek din hedeflediklerini, bunun için de dinlere ve ahlâkî değerlere saldırdıkları dikkatlerden kaçmaz. Her türlü iffetsiz sahnenin yer aldığı filmler ile müzik kliplerinde aynı sembol ve iffetsizliği sürekli gözlere sokuluyor. Bunların en son örneklerinden biri, geçtiğimiz Ramazan ayında Tel Aviv’de gerçekleştirilen Eurovision şarkı yarışmasında yaşandı. Dünyanın en karanlık cemaatinin kadını olan Madonna’nın sahne gösterisi tümüyle masonik semboller ve mesajlarla doluydu.

Türkiye’yi Masonlar yönetti

Kemal Özer  27 Şubat 2020 Yeni Şafak

Cumhurbaşkanları, Meclis başkanları, bakanlar, bürokratlar ve akademisyenlerden pek çok üst düzey yetkili masonlar tarafından devşirildi. Dokuz başbakan ile birkaç dışişleri bakanı hariç hepsi masondu.

Türkiye’nin üç-dördü hariç Cumhurbaşkanlarının hepsi masondu. Meclis Başkanlarından Başbakanlara, Bakanlardan milletvekillerine, bürokratlarından akademisyenlerine uzanan etkili makamlarda görev yapan pek çok üst düzey yetkili Türkiye’nin en karanlık cemaatine mensuptu.

Makamlarda masonlar olunca şüphesiz tayin ve terfiler de onlar tarafından yapılıyordu. Mesela Ecevit İngiliz locasına mensup bir masondu. Dokuz başbakan hariç geri kalanı ile birkaç dışişleri bakanı hariç hepsi masondu. Mustafa Kemal’in çevresi yani kabine üyelerinden yaverine, doktorlarından hizmetindekilere kadar hemen hepsi masonlardan oluşuyordu.

Kenan Evren bir masondu, gladyonun Türkiye masası X’in şefi mason Orgeneral Turgut Sunalp’e Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni (MDP) kurdurmuş. Hâkeza yakın dönemin siyasetçilerinden Demirel masondu, kabinesinin büyük çoğunluğunu masonlardan seçti. Ecevit masondu, o da öncelikleri hep masonlara tanıdı. Bu isimlerin hepsi mason olmanın yanı sıra mason biraderleri Gülen’i de himaye ederek önünü açtılar. CIA ve MOSSAD ile birlikte besleyip, bütün Müslümanların başına belâ ettiler.

MENDERES DURUM TESPİTİ YAPIYOR

Başbakanlığının sonuna gelmeden evvel istihbarat ve emniyet teşkilatlarına masonlarla ilgili tespit raporu hazırlamaları talimatı veren ve Türkiye’deki mason hükümranlığını çok iyi bilen merhum Başbakan Adnan Menderes, 1959’da Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek ile görüşmesinde şu cümleleri kurar: “Üstümde Celal Bayar (Cumhurbaşkanı), altımda Medeni Berk (Başbakan yardımcısı) var. Bunların ikisi de 33. dereceli masondur. Ben iki değirmen taşı arasına sıkışmış buğday tanesi gibiyim!” Bir başbakanın bu karanlık cemaatin karşısındaki çaresizliği aslında gerçek bir Türkiye fotoğrafıdır.

‘OY HER ŞEY DEĞİLDİR’

 

MAH/MİT Demokrat Parti Raporu

Demokrasi hiçbir zaman umurlarında değildi. Demokrasi onlar için amaçlarını gerçekleştirme araçlarından biriydi. Millî unsurların enerjilerini koltuk mücadelesinde tükettirip, iktidar koltuklarına hep kendileri oturdular. Kendileri oturmasa da oturttuklarının muktedir olmasına izin vermediler. Bu durumla ilgili olarak “1950-1960 arası DP oy çokluğu ile iktidara gelince, millî iradeyi temsil ettiklerini ve onun temsilcisi olduğunu, her şeyi yapabilecekleri kanısını taşımakta idiler” denilen MAH raporu, geçtiğimiz yıllarda “dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz” diyen Aysun Kayacı’nın nereden beslendiğini şu cümlelerle gözler önüne seriyor: “Millet soyut bir varlık ve mânevî bir kurumdur. Her an iradesi yanlış yönlendirilebilir. Millî irade anlamsız, sosyal bir gerçekle alakası yoktur. Millet iradesi, halk iradesi olabilir mi? Kişisel irade toplamı, kolektif irade olamaz. Oy kullanmayan, oy hakkı olmayan kitle vardır. Bir cahille, bir eğitimlinin iradesi bir midir?”

Esas milli irade askeri güçtür

 

Milli hedeflerin ele geçirilmesinde yegane belirleyici olan güç askeri güçtür.

Halkın tercihlerinin önemli olmadığını belirten İnönücü istihbarat teşkilatı, “Esas milli irade, günümüz şartlarında askerî güçtür” diyor ve ekliyor: “Her zaman halk iradesi doğrudur demek yanlışın en başlangıcıdır. Seçim sonucu ne millî, ne genel irade seçimde oy kullanmış insanların tercihidir. Egemenlik kavramı üzerine kurulu teori olduğu için doğru tercihi yansıtmayabilir. Esas milli irade, günümüz şartlarında askerî güçtür. Millî hedeflerin ele geçirilmesinde yegâne belirleyici olan güç askerî güçtür” diyerek istemedikleri kişilerin iktidar olmasının önündeki darbeci güç olarak durduklarını itiraf ediyorlardı. “Cumhuriyet’in temel ilkelerini koruma kollama” cümlesinin ardına sığınan bu karanlık odaklar her zaman milletle savaştı ve savaşmaktan da vazgeçmiş değil.

Devrim diye milleti geleceğini çaldılar

  • Nassi Üniversitesi bülteninde “Hiçbir siyasî ve kültürel kanun yoktur ki, masonlar tarafından tanzim edilmiş olmasın” diye yazmıştı. Masonların bir başka yayın organı olan Akasya’nın 1908 tarih ve 62. sayısında ise “Yahudisiz hiçbir mason locası yoktur. Yahudi havralarında hiçbir mezhep mevcut değildir ki, orada farmasonlarda olduğu gibi yalnız semboller vardır. Bundan dolayıdır ki, İsrail mâbedi bizim tabii müttefikimizdir” cümlelerini yazarak büyük itiraflarda bulunmuşlardı. Masonların kendi yayını olan “Farmasonluk Tarihi” adlı eski eserlerinde de “Hür masonlar, Yahudilerin dünya hâkimiyeti planını esas tutarak çalışırlar” diyorlardı. İşte bu gerçekten hareketle, Müslüman milletin kültür ve değerlerini ‘devrim’ adıyla tarumar ettiler. Mâzi ile irtibatı bıçak gibi keserek geleceğini çalmaya kalktılar.
  • BÜTÜN İPLER ORDUNUN ELİNDE OLMALIDIR
  • Bir kişiyi putlaştırıp, istibdatlarına kılıf ettiler. Milletin askerinin, İslam’ın Mehmedinin namlusunu millete doğrultturarak darbeden darbeye koştular. Bu işin taşeron failleri ise hazırladıkları raporlarında “Kanunları, anayasaları devletin tüm imkânlarını koruma ve kollama gücü ordunun elinde olmalıdır. Esas milli irade bu temelde olmalı, iktidarı cahil, yobaz, şer’i esaslara göre yönetmeye çalışan şaibeli iktidarlar Arap hayranı mahlûklar, ancak ordunun cumhuriyetin esaslarını korumak ve kollamak suretiyle iradeyi tamamlamış olurlar. Ordu en büyük iradedir” diyerek, Müslüman millete ‘Arap hayranı mahlûklar’ diye hakaretler etti. Bunu yazan elbette Müslüman olamazdı, olsa olsa dinsiz bir karanlık mahfilin üyesi olabilirdi.

Meşhur mason siyasetçiler

İtalyan mason Lemmi şöyle der: “Hükümeti teşkil eden şahsiyetler ya mason biraderlerden olacak veya bu vazifeden mahrum kalacaklar.” Haber dizimizin bütününde ismi geçenler bir tarafa en meşhur mason olarak şunlar zikredilebilir: Bülent Ecevit, İsmet İnönü, Kasım Gülek, Şükrü Kaya, Celal Bayar, Cevdet Sunay, Cemal Gürsel, Abbas Çetin, Kamuran İnan, Emre Gönensay, İhsan Sabri Çağlayangil, Turhan Feyzioğlu, İsmail Cem, Ferit Melen, Şükrü Sina Gürel, Fahrettin Kerim Gökay, Necmi Öktem, Muhsin Ete, F. Cemal Erkin, Adnan Adıvar, Salim Serper, Mümtaz Turhan, Samet Ağaoğlu, Nihat Reşat Belger, Vural Arkan, Tevfik Rüştü Aras...

MEŞHUR MASONLARDAN BAZILARI

 

FETÖ’de mason Gülen’den sonra en yetkili kişilerden olan Abdullah Aymaz da masondu. Aymaz, 1991 yılında yönetim kadrosundaki 14 masondan biri.

***

Abdullah Aymaz, Sedat Simavi, Mehmet Ali Birand, Ahmet Emin Yalman, Güneri Civaoğlu, Nadir Nadi, Aydın Doğan, Dinç Bilgin, Alaaddin Yavaşça, Vehbi Koç, Rahmi Koç, Sakıp Sabancı, Faruk Loğoğlu, İbrahim Canan, Cemil İpekçi, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ömer Rıza Doğrul, Hasan Ali Yücel, Ziya Gökalp, Namık Kemal, Falih Rıfkı Atay...

MASONLAR NERELERDE?

Bazı çevreler masonların gücünün abartıldığı, eski ehemmiyetlerini kaybettiklerini dillendiriyor. Kimileri ise masonların şeffaflaştığından dem vuruyor. Oysa ne şeffaflaşma var, ne eski ehemmiyetleri ve güçlerini kaybetmiş durumdalar. Üstelik zamanın kılığına bürünerek iktidara yanaşmaya devam ediyorlar. Mason olduğu bilinen bürokratlar, akademisyenler, siyasetçiler ve hatta askerlerin önemli bir bölümü hâlâ tuttukları mevzileri muhkemleştirmekle meşguller. Bazı bakanlar masonlarla alenî işbirliğini sürdürüyorlar. Finans dünyası hâlâ ellerinde. Tıp, ziraat ve hukuktaki hükümranlıkları vargücüyle devam ediyor. Girdikleri bazı tekkelerden çıkmış değiller. Mevlana Hazretlerinin ardına gizlenmeyi sürdürüyorlar. Anıtkabir’e çıkıp meydan okuyorlar. Meclisteler, gazete köşelerindeler, iş dünyasındalar, spor kulüplerini yönetiyorlar. Hepsinden önemlisi de cebimizdeler, banka hesaplarımızdalar, şehrimizdeler, kanunlarımızdalar, beynimize hükmetmek için daha çok çalışıyorlar.

FETÖ’den boşalan alanı dolduruyorlar

  • Masonik terör örgütü FETÖ’nün boşalttığı eğitim kurumlarını sözde patron değişikliği ile yaşatmaya çalışan mason biraderler, emniyet, ordu, sivil bürokrasi, siyaseti etkileyici karar mekanizmaları, lobiler, üniversiteler, dinî yapılar, medya, yayın, müzik ve sinema dünyası, finans çevreleri, tıp camiası başta olmak üzere meslek oda ve birliklerini kontrol etmeyi sürdürüyorlar. Eğitimin en kılcal noktalarındalar. Okullar, üniversiteler açarak devşirme faaliyetlerini eski günlerden daha fütursuzca sürdürüyorlar. Türkiye’nin zayıflaması için vargüçleri ile lobicilik yapıyorlar.

 

 

Kaynak : umranharekeri.com

Resim : onedio.com


Bu haber 215 kez okundu.

                                                   2 + 5 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim